Site İçi Arama

Blog Arşivi

En Çok Okunanlar

Etiketler

Akademik 0 Yorum 3,922 Görüntülenme 2014-11-29

Destinasyon Kavramı İle İlgili Türkiye’de Yapılmış Tezler Üzerine Bir İnceleme-2

                                                                                                           Arş. Gör. Mustafa KIRCA

Aksöz  (2010),   turizm pazarlamasının organisazyonunda destinasyon pazarlama örgütleri ve Türkiye için uygun örgüt yapısının belirlenmesine yönelik bir araştırma yapmıştır. Çalışmada Türkiye’deki destinasyon pazarlama örgütlerinin yeri ve önemi incelendikten sonra, Türkiye’ye uygun turizm örgüt yapısının belirlenmesine ilişkin turizm profesyonellerinin görüşleri değerlendirilmiştir. Bu amaçla, Ankara, İstanbul, İzmir, Muğla ve Antalya’daki toplam 226 turizm profesyonellerinden anket aracılığı ile bildi toplanmıştır.

Çalışmanın ilk bölümünde destinasyon kavramı, özellikleri, pazarlaması ve bir turizm destinasyonu olarak Türkiye ele alınmakta, ikinci bölümde destinasyon pazarlama örgütleri ve çeşitli ülkelerdeki turizm örgüt yapısında destinasyon pazarlama örgütlerinin yeri değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise, bir destinasyon olarak Türkiye’nin pazarlanmasında uygun örgüt yapısının belirlenmesine ilişkin faktörlere yönelik değerlendirmeler analiz edilmiştir. Sonuç ve önerilerde ise, araştırmadan elde edilen veriler ışığında sonuçlar ve çeşitli öneriler ortaya konmuştur.

Yazar elde ettiği bulguları şu şekilde belirtmiştir; “turizm profesyonelleri Türkiye’deki turizm örgüt yapısının etkili olmadığını bu anlamda daha etkili ve etkin bir örgüt yapısına ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Bu kapsamda araştırmaya katılanlar, ilgili tüm paydaşların (kamu kurumları, yerel yönetim, özel sektör ve sivil toplum örgütleri) katılımıyla gerçekleştirilen bir pazarlama örgüt yapısının daha etkili olacağını düşünmektedirler. Bu anlamda, belirtilen paydaşların katılımının sağlanması ve etkili bir turizm pazarlama örgüt yapısı oluşturulması için öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte sektör içinde yer alan diğer tüm birimler arasında ortak fikir birliğinin sağlanması gerekmektedir.”

Sonuç olarak da yazar; turizm konusunda devletin, özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimin birbirlerine karsı daha sorumlu davranarak Türkiye turizm sektörünün istek ve beklentilerini dikkate alan, sistemli ve etkili bir yapı içerisinde fikir birliğinde olunan çalışmalar yapması gerektiğini vurgulamıştır.

Uca Özer (2010), şehir turizmi kavramı, şehir turizminde tüketici davranışları ve kültür amaçlı şehir turizmi konuları incelemiş ve bir kültür şehri olarak İstanbul’u ayrıntılı bir şekilde analiz etmiştir. Daha sonra, İstanbul’u belirli bir zaman diliminde ziyaret eden yabancı turistlerin genel profillerini, eğilimlerini ve İstanbul’a bakış açılarını ortaya koymaya yönelik bir alan araştırması gerçekleştirmiştir.

Araştırmanın verilerini, İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları’ndan çıkış yapan 516 turiste yapılan anket çalısması ile derlemiş, frekans analizi, loglinear analiz, faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi teknikleri kullanılarak değerlendirmiştir.

Yazar elde ettiği bulgulara göre sonuçları ise şu şekilde değerlendirmiştir ;

“İstanbul’u ziyaret eden turistlerin büyük bir oranının seyahat amacının kültür olduğu göz önüne alındığında, İstanbul’un en önemli pazarını kültür turistlerinin oluşturduğunu söylemek mümkündür. Bu durumda, araştırma sonucu ortaya konulan ve İstanbul için ifade edilen şehir turisti profili aslında İstanbul’un kültür turisti profilini de ortaya koymaktadır. İstanbul’un kültür turisti profili, ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan, orta ve üzeri yaş gruplarında yer alan, yüksek eğitim ve gelir düzeyine sahip, genellikle havayolu ile seyahat eden, otellerde konaklamayı tercih eden, ortalama kalış süresi genellikle bir haftadan az olan ve bilgi kaynağı olarak interneti kullanan turistlerden oluşmaktadır. Kalite ve seçkinlik bakımından üst düzeylerde yer alan bu turistlerin oranının diğer amaçlarla gelen turistlerden çok daha yüksek olması, İstanbul’un kültürel bir şehir destinasyonu olduğunu göstermektedir. Bu konuda bir diğer gösterge ise, İstanbul’un 2010 Avrupa kültür başkenti olmasıdır. 16 Ocak 2010’da Haliç Kongre Merkezi’nde resmi açılısının yapılması ile birlikte İstanbul, Almanya’nın Essen ve Macaristan’ın Pech şehirleriyle birlikte Avrupa kültür başkenti unvanını taşımaya başlamıştır. 1985 yılından günümüze kadar Avrupa kültür başkenti olan şehirlerin pek çoğu bu avantajı başarılı bir şekilde kullanarak, uluslararası alanda tanınmış kültürel şehirler haline gelmişlerdir. Avrupa kültür başkenti projesiyle

İstanbul’un dünyanın önde gelen ilk beş şehrinden biri haline getirilmesi hedeflenmektedir. 2010 yılı boyunca İstanbul’da 182 kültür ve sanat etkinliği gerçekleşecektir. Kültürel bir başkent olmak ile kastedilen, mevcut kültürel yapıda iyileştirmeler, düzenlemeler yolu ile gelen turist sayısını arttırmak ve uluslararası alanda tanınmış bir kültürel şehir haline gelmektir. Bu durumda İstanbul’un, her bakımdan mükemmel bir şehir değil, bir takım eksiklikleri olan ve süreç içerisinde iyileştirmeler hedeflenmiş bir şehir olduğunu söylemek mümkündür. İstanbul için kültürel başkent olmak yalnızca müzik, sanat, kültür etkinlikleri, tarihi mekânların restorasyonu, kültür merkezi yatırımlarından oluşmamalıdır. Gecekondulaşmanın, trafik ve güvenlik sorunlarının, alt yapı eksikliklerinin bulunduğu bir şehirde, söz konusu kültür ve sanat faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde de sıkıntılar yaşanması muhtemeldir. Bu durumda, yalnızca bu tarz etkinliklere odaklanmak yerine, mevcut altyapı ve şehirleşme problemlerini çözmeye yönelik projeler de hayata geçirilmelidir. Reklam ve tanıtım konusunda ise, henüz ulusal boyutta dahi etkili çalışmaların yapılmadığı düşünülmektedir. Nitekim, kültür başkenti olmadan çok önce başlatılması gereken tanıtım çalışmaları, kültür başkenti olmadan önceki 1-2 ay içerisinde medyada yer almaya başlamış, içerik olarak ise halkı aydınlatıcı ve bilgilendirici çalışmalara yer verilmemiştir. İstanbul’un kültür başkenti unvanını taşımaya başladığı tarihten itibaren tanıtım çalışmalarına ağırlık verilmesi önemlidir. 2010 hazırlıklarını yürüten kuruluşlar, tanıtım ile ilgili projelere öncelik tanıyarak hızlı bir değerlendirme yapmalı ve uygun çalışma takvimleri oluşturmalıdırlar. Tanıtımda yalnızca yurt dışına değil, yurt içine de ağırlık verilerek, tanıtımlarda aktif rol almak isteyen bireylere projelerde görev verilmelidir.”

Babacan (2010), ulusulararası etkinlerin destinasyonların markalaşmasına etkileri üzerine bir çalışma yapmıştır. Çalışmada örnek alan olarak İzmir ili seçilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde birinci olarak marka ve marka kavramı ile ilgili olan tanımlar verilmiştir. ikinci olarak ise destinasyon markalaşması ile ilgili açıklamalara değinilmiştir.  Çalışmanın ikinci bölümünde  etkinlik yönetimi, etkinlik turizmi, etkinlik türleri, Türkiye’de ve Dünya’da fuarcılık ve İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) ele alınmıştır. Üçünçü bölümde ise İzmir Enternasyonal fuarı örnek olay seçilerek yapılmış uygulama kısmı bulunmaktadır.

Tez araştırması ile ortaya çıkan bulgular, etkinlik kalitesinin destinasyon markalaşması sürecini ve yeniden ziyaret niyetini etkilediğini ortaya koymuştur. Bu durumda İEF’nin organizasyon kalitesi, beraberinde markalaşma sürecini değiştirebilecek bir etki alanını getirmektedir. Belli sınırlılıklar içinde olsa da bu araştırmanın bulguları çerçevesinde, etkinlik organizasyonuna ilişkin hassasiyetin tüm destinasyona yönelik marka algısını etkilediğini ve bu nedenle de çok önemli olduğunu söylemenin mümkün olduğu belirtilmiştir. Bunların yanında İzmir üzerine genel değerlendirmelerde yapılmıştır.

Çiftçi (2010), daha önce yapılmış çalışmalara benzer olarak marka imajının satın almadaki etkisi üzerine bir çalışma yapmıştır. Çalışmanın sonucunda imajın önemli bir bir bileşen olduğu sonucuna varılmıştır.

Aydın (2010), Antalya’nın destinasyona markası özelliklerini turistler ve turizm  aktörleri gözünden değerlendiren bir çalışma yapmıştır. Yazar çalışmanın temelini turistlerin Antalya’nın marka değeri yaratacak öğelerinden haberdar olup olmadıklarının belirlenmesi ve Antalya’nın mevcut durumu hakkındaki bilgilerinin ölçülmesinin oluşturduğunu belirtmiştir. Bu amaçla olasılıksız örnekleme yöntemiyle belirlenen 260 Alman ve Rus turistin ifadelere yönelik tutumları belirlenmiştir. Turistlere Antalya’nın özellikleri hakkındaki bilgileri ile ilgili yöneltilen ifadeler Antalya turizminde rol alan bazı kuruluşların yetkililerine de yöneltilmiştir. Turistlerin ve yetkililerin ifadelere yönelik tutumları karşılaştırılmıştır.

Sonuç olarak “Alman ve Rus turistlerin ifadelere karşı tutumlarında farklılıklar gözlenmiştir. Genel olarak Rusların ifadelere yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra şehrin hangi özellikleriyle ilgili bilgilerinin olmadığı belirlenmiştir. Turistlerin en az bilgilerinin olduğu konuların; Antalya’da yaşayan insanlar, Antalya’da yapılmakta olan etkinlikler ve Antalya’daki spor alanları olduğu gözlenmiştir.  Turistler ve yetkililerin ifadelere yönelik tutumlarında da farklılıklar tespit edilmiştir. Burada karşılaşılan dikkat çekici nokta yetkililerin şehir ile ilgili ‘Antalya doğal güzellikler ve özellikler açısından zengindir’ ve ‘Antalya tarihi yerler açısından zengindir’ dışındaki ifadeler için daha olumsuz bir tutuma sahip olmalarıdır.”

Doğan (2010) çalışmasının amacını şu şekilde belirtmiştir: “sürdürülebilir turizm gelişiminin önemli araçlarından biri olan ekomüzeciliği incelemek ve Gökçeada’nın ekomüze odaklı sürdürülebilir bir destinasyon olabilme potansiyelini paydaşların görüşleri çerçevesinde ölçmektir.” Bu çalışmayla Adanın turizm stratejisi ve pozisyonunun yeniden konumlandırılmasına katkı sağlanması beklenmektedir. Destinasyon yönetiminde yerel toplum, yerel girişimciler, yerel yöneticiler ve ziyaretçilerden oluşan paydaşların rolü önemlidir ve Gökçeada’nın ekomüze odaklı sürdürülebilir bir destinasyon pozisyonuna taşınabilmesinin, paydaşların yaklaşımına bağlı olduğu açıktır. Bunun için 2010 yılı Nisan ve Mayıs aylarında Gökçeada’da tüm paydaşlara yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Yazar çalışmanın sonuçlarını ise şu şekilde belirtmiştir;

“Gökçeada sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel değerlerle ekomüze olabilecek bir rezerve sahiptir. Araştırma bulguları da büyük oranda bunu desteklese de kültürel ve tarihi çekicilikler konusunda paydaşlar arasında bazı tutum farklılıkları bulunduğu da

görülmüştür. Ekomüzelerin ilke ve özellikleriyle Gökçeada’nın doğal unsurları konusunda paydaşlar benzer algı ve düşüncelere sahiptir. Paydaşlar arasındaki bu uyum bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Kültürel ve tarihi çekicilikler konusundaysa paydaşlar arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle yerel toplum ve ziyaretçi algısı bazı unsurlar temelinde farklılık taşımaktadır. Bunun temelinde Gökçeada’nın mevcut toplumsal ve sosyo-kültürel yapısının; Ada’daki farklı etnik, dini, kültürel kimliklerin yattığı düşünülmektedir. Kültürel ve tarihi unsurların bazıları için geçerli olan paydaşlar arasındaki bu uyumsuzluğun ekomüze odaklı sürdürülebilir destinasyon açısından sorun teşkil ettiği ve bir dezavantaj olduğu açıktır.

Paydaşların önemli bularak üzerinde ortaklaştığı doğal, kültürel ve tarihi çekicilikler Gökçeada’nın ekomüze unsurları olarak değerlendirilebilir. Ekomüzelerin ilke ve özellikleri konusundaki paydaşların algı ve tutumları ekomüzleşme süreci açısından olumludur. Bireylerin algılarına dayalı verilerin, günümüzün hızla değişen koşullarında uzun süre geçerli olduğu savunulamaz. Sonuçların daha uzun bir zaman dilimine genellenmesi ancak araştırmanın tekrarlanması ve sonuçların karşılaştırılmasıyla mümkündür. Bu nedenle, araştırma belirli zaman aralıklarıyla tekrarlanmalıdır. Gökçeada, ekomüze olabilecek bir potansiyele ve ekomüze odaklı sürdürülebilir destinasyon için elverişli koşullara sahiptir. Ancak bunun için Gökçeada’da, sürdürülebilir turizm yönetiminin unsurları olan tüm paydaşların ortak katılımıyla gerçekleştirilecek bir turizm stratejisi ve yönetimine gereksinim vardır. Gökçeada’da mevcut doğal, kültürel, tarihi kaynakların yeniden gözden geçirilerek destinasyon konumlandırması ve pozisyonunun revize edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede araştırmanın bulgularının önemli veriler sağlayacağı düşünülmektedir.”

İpar (2011), daha önceki çalışmalara benzer olarak İstanbul’un destinasyon olarak markalaşması üzerine bir çalışma hazırlamıştır. Bu konu ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların bir tekrarı gibi olmuştur.

Güner Cabael (2011), turizm sektörünün yönlendirilmesinde Destinasyon Yönetim Örgüleri” unsurlarının ve görevlerinin ne olması gerektiğini ve başarılı bir yönetim için faaliyetlerinin hangi yönde yoğunlaşması gerektiğini saptamak ve destinasyon yönetim organizasyonu üzerine bir model önerisi sunmak amaçıyla bir çalışma yapmıştır. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama tekniği olarak, derinlemesine birebir görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Görüşmeler, Marmaris bölgesinde faaliyet gösteren kamu, özel sektör ve turizm ile ilişkili sivil toplum kuruluşlarının üst düzey yetkilileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunun oluşturulmasında, veri çeşitliliğini arttırmak amacıyla maksimum çeşitlilik örneklemesi ve veri kaynaklarına ulaşma sorunlarının en aza indirilmesi amacıyla kartopu örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda destinasyon yönetimi ve pazarlanması ile ilgili alan yazına katkı sağlayacağı düşünülen ve bölgenin daha etkili yönetilmesi ve pazarlanması için sektöre yönelik önerilere yer verilmektedir.

Çalışmada şu şekilde bir DYÖ modeli önerilmiştir;

Modelde, yerel yöneticiler, STK‟lar, meslek odaları ve özel sektör temsilcilerinden oluşan koordinasyon kurulunun, örgütün temel unsurlarından birisi olarak öne çıkan paydaşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanmasının yanısıra, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerin ortaya konması, çalışma grubu üyelerinin belirlenmesi, finansman sağlanması, yasaların düzenlenmesi ve uygulanmasıyla görevli olması planlanmıştır. Örgütün diğer görevlerini yerine getirmek üzere, koordinasyon kuruluna bağlı olarak görev yapması düşünülen çalışma grubu, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bir yürütme organı olarak faaliyet gösterecektir. Çalışma grubu, planlama-geliştirme, pazarlama ve değerlendirme birimleri aracılığı ile kurulun vereceği kararlara yönelik hazırlık çalışmalarının yapılması, alınan kararların uygulanması, bölgede kalitenin arttırılması, ürün çeşitlendirmesi, imaj ve marka yaratılması, mevcut durum analizi ve istatistiksel verilerin hazırlanmasını sağlayarak örgütün koordinasyon ve işbirliği dışındaki diğer görevlerinin yerine getirilmesine yönelik çalışmalar yürütecektir. Bu model önerisi ile araştırma, yerel bir destinasyon yönetim organizasyonun; yönetim yapısı, görev ve sorumluluklarının belirlenmesi ve görev tanımlarının yapılması açısından katkı sağlayabilir.

Geyik (2011), destinasyon pazarlamasında imajının rolünü turist rehberleri üzerinde incelemiştir.  Yazara göre imaj belirleme turist rehberlerinin de etkilidir. Çünkü turist rehberleri, destinasyonları tanıtmada ve pazarlama süreçinde rol alan kişiler olarak imaj oluşumunda etkili olmaktadırlar. Yazar da çalışmada imajın turist rehberleri tarafından nasıl algılandığını incelemek amacıyla bu çalışmayı yapmıştır. Çalışmada rehberlerin imaj algılarını belirlemek amacı ile faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda  doğal ve kültürel çekicilikler, atmosfer, turistik altyapı, aktivite olanakları, yerli yaşam faktörleri belirlenmiştir. İmaj algısı üzerinde etkili olan en önemli faktör çalışma sonucunda doğal ve kültürel çekicilik olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmada destinasyon yöneticilerinin, turist rehberlerin algılamalarını dikkate almaları gerektiği önerilmiştir.

Özoğul (2011), destinasyon imajının oluşumu, destinasyon imajını oluşturan etkenler ve destinasyon seçimi süreci ile destinasyon seçimini etkileyenkurum ve kuruluşlar incelemek amacı ile bir çalışma yapmıştır. İstanbul’da faaliyet gösteren yerel kültür tur operatörlerinin, Türkiye’nin destinasyon imajı ile ilgili düşünceleri ve destinasyon seçimine etkileri, A.B.D. pazarına kültür turları satan işletmelere uygulanan bir anket çalışması ile ölçülmüştür. Türkiye’nin turistik ürünü, destinasyon imajı ve uluslararası kültür turizmi pazarındaki konumu yerel tur operatörlerinin yöneticilerinin düşünceleri çerçevesinde değerlendirilmiş, turist algısı, pazarlama stratejileri, markalaşma ve turist profilleri etkenlerinin önemi ortaya konulmuştur.

Yazar, Türkiye’nin dış etkenlere fazlasıyla bağımlı, olumlu olmayan bir destinasyon imajıyla ucuz bir turistik ürün olarak pazarlandığını belirtmiştir. Türkiye destinasyonunu ve ürünlerini kültür turizmi pazarında satan yerel tur operatörlerinin uluslararası alanda bir Türkiye imajı ya da turistik ürün algısı yaratma konusundaki güçleri sınırlı olduğu vurgulanmıştır.

Demir (2011), mutfak turizminin destinasyon pazarlanmasındaki önemini belirtmek amacıyla çalışma yapmıştır. Çalışma Kuşadası üzerine, turistlere yönelik bir alan araştırması yoluyla yapılmıştır. Mutfak turizminin önemli pazarlama aracı olarak kullanılabileceği ancak şu önerilerin yerine getirilmesi takdirde öneminin daha çok artacağı belirtilmiştir;

 

·         Destinasyona yeni bir deneyim için gelen müşterilere yemek yedikleri restoranın imajını yansıtacak özel geceler düzenlenebilir.

·         Destinasyonlara yönelik yiyecek içecek ürünlerinin birer marka olabilmesi yönünde tanıtım çalışmaları artırılabilir.

·         Mutfak ürünlerinin daha iyi anlatılabilmesi için mutfak personelleri iletişim ve yabancı dil konusunda geliştirilebilir.

·         Temel seyahat amacı mutfak olan turistlere yönelik olarak turlar düzenlenebilir.

 

Göker (2011), Demir (2011)’in çalışmasına benzer bir çalışmayı Balıkesir ili Ayvalık ve Edremit İlçeleri üzerine uygulamıştır. Her iki çalışmanın sonucu ve önerileri birbirlerine yakın çıkmıştır.

Tozlu (2012), engellilerin turizme katılımında karşılaşabilecekleri olası zorlukları ortadan kaldıracak, engellilerin seyahat etmelerini kolaylaştıracak olan düzenlemelerin mevcut durumunu tespit etmek ve gerekenleri belirlemek amaçıyla bir çalışma yapmıştır. Ayrıca çalışmada engelsiz turizmin gerçekleşebilmesi ve engellilerin turizme katılımını arttırmak amacıyla, turistik ürünlerin geliştirilmesine yönelik bir turistik ürün modeli önerisinde bulunmaya çalışılmıştır.

Çalışmanın evrenini, Türkiye’de yerli ve yabancı ziyaretçilerin talep ettikleri ve kullandıkları tur güzergahlarındaki turistik destinasyonlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, İstanbul ve Pamukkale arasında yoğun kültür turu güzergahında ziyaretçi ağırlayan, Ege ve Marmara bölgesindeki turistik destinasyonlar oluşturmaktadır. Çalışmada, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamına, 37 tane otel ve 24 tane çekim merkezi dahil edilmiştir.

Çalışma bulgularına göre, engellilerin turizme katılımları sürecinde birçok kısıtlayıcı unsurla karşılaşabilecekleri görülmüştür. Engellilere yönelik düzenlemeler incelenerek, yapılması gerekenler üzerinde durulmuş ve engellilerin turizme katılımlarını kolaylaştırmak amacıyla, turistik destinasyonlarda engellilere yönelik sunulan hizmetlere ilişkin öneriler getirilmiştir. Çalışma bölgesinde bulunan otellerin, restoranların ve çekim merkezlerinin genelinde, en az bir kez daha önce engelli münferit ziyaretçiye hizmet sunulduğu tespit edilmiştir. Yasal olarak da otellerin oda sayısının %1’i oranında engelli odasına sahip olması gerektiği için, çalışma kapsamındaki otellerin neredeyse tamamının en az bir tane engelli odasına sahip olduğu tespit edilmiştir.

Yapılan çalışma bulgularına göre bazı yetersiz ve eksik düzenlemelere rağmen çalışma güzergâhında, engelli münferit ziyaretçilere yönelik hizmet sunumu mümkündür. Çekim merkezlerine gerçekleştirilecek ziyaretler açısından, engelli bireylerin hareket kısıtlarıyla en az karşılaşacağı ve farklı engel gruplarına yönelik hizmetleri olan yer İzmir olarak belirlenmiştir.

Şimşek (2012),  yaptığı çalışmada; destinasyon imajı, tüketici davranışları ve politik istikrarsızlıklarla ilgili kuramsal bilgilere yer vererek, İstanbul, Antalya ve İzmir’de yürütülen bir saha çalışması ile politik istikrarsızlıkların, turistlerin destinasyon seçimi üzerine etkilerinin araştırılması hedefleyen bir çalışma yapmıştır.

Politik istikrarsızlıkların destinasyon seçimine etkisini belirlemeye yönelik uluslararası çalışma sayısının sınırlı olması ve özellikle Türkiye’de turistlerin destinasyon seçimlerine politik istikrarsızlıkların etkilerine ilişkin bir çalışmaya rastlanmaması, bu araştırmanın gerçekleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Araştırmanın amacını ortaya koyabilmek ve anket formunu oluşturabilmek için, öncelikle ayrıntılı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Güvenilirlik sınamasından yeterli puanı alan anket formunun oluşturulmasını takiben 23 Ocak 2012 – 5 Şubat 2012 tarihleri arasında belirlenen evrende, rastlantısal olarak seçilen 770 katılımcıya demografik sorular ve 20 adet değişkenden oluşan anket formu kullanılarak bilgi toplanmıştır. Elde edilen işbu verilere; yüzde, frekans, t-testi, ANOVA ve Tukey HSD analizleri uygulanmıştır.

Araştırma bulgularına göre, yerli ve yabancı turistler arasında politik istikrarsızlıkların destinasyon seçimine etkisi incelendiğinde, yerli turistlerin daha fazla önem verdiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kadın turistler erkeklere oranla politik istikrarsızlıklara daha fazla önem vermektedirler. 18-35 yaş arasındaki katılımcılar diğer katılımcılara oranla istikrarsızlıkları daha az önemli olarak görmektedir. Eğitim seviyesindeki artışla birlikte politik istikrarsızlıklara verilen önem derecesinde de artış olduğu bulgusuna araştırma sonucunda ulaşılmıştır. Yapılan analizler neticesinde milliyetin destinasyon seçimi sırasında politik istikrarsızlıklar durumlarında etkili olmadığı ortaya çıkmıştır. Son olarak gelir seviyesindeki artış ile politik istikrarsızlıklara verilen önem derecesinde de doğru orantılı bir artış olduğu saptanmıştır.

Keskin (2012), birçok destinasyonlar üzerinde yapılan çalışmalara benzer olarak, tanıtım faaliyetlerinin, Japon turistler üzerinde  Kapadokya’yı seçmeleri üzerindeki etkileri incelemek amacıyla bir çalışma yapmıştır. Sonuç olarak tanıtım faaliyetlerinin destinasyon üzerinde önemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Tanıtım faaliyetlerine verilen önem arttıkça destinasyonların bilinirliğinin artırılabileceği ve destinasyonların daha fazla turist tarafından ziyaret edilerek turizmin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlanabileceği belirlenmiştir.

Mutlu (2012), yaptığı çalışmada yerlerin, turistik amaçla ziyaret edilen destinasyonlar perspektifinden markalaşması incelenmiş ve İstanbul konu alınarak, bir destinasyon markasının değerinin nasıl ölçebileceği konusuna katkı sağlanması amaçlamıştır. Araştırmanın sonucunda, İstanbul destinasyon marka değerini belirleyen faktörler ortaya koymuştur. Bunlar sırası ile beğenilme, tanınmışlık, güven verme, tatmin sağlama ve lider markalardan biri olarak anılmadır.

Tekin (2012) tarafından yapılan tezin amacı, destinasyonda pazarlama kararlarında kişisel özelliklerin etkisini ortaya koymak şeklinde belirtilmiştir. Araştırmanın diğer amacı ise, katılımcıların kişisel özelliklerinin Çeşme İmajına etkisini ortaya çıkarmaktır. Tezde destinasyon olarak Çeşme seçilmiştir. Araştırma kamu ve özel sektörde çalışan ve/veya çıkar ortağı olanlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma bulguları Çeşme ile ilgili kararlara kişisel faktörlerin etki ettiğini ve kişisel özelliklerin Çeşme imajını etkilediğini göstermektedir.

 

Kaynakça

Aksöz, E. O. (2010). Turizm Pazarlamasının Organisazyonunda Destinasyon Pazarlama Örgütleri ve Türkiye İçin Uygun Örgüt Yapısının Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma, Yayımlanmamış Doktora tezi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Aydın, D. (2010). Antalya'nın Destinasyon Markası Özelliklerinin Turistler ve Turizm Aktörleri Açısından Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Antalya: Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Babacan, E. (2010). Uluslararası Etkinliklerin Destinasyon Markalaşmasına Etkisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Çiftçi, G. (2010). Marka İmajının Tüketicilerin Destinasyon Seçimine Olan Etkisi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Demir, C. (2011). Mutfak Turizminin Destinasyon Pazarlamasındaki Önemi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Doğan, M. (2010). Ekomüze Odaklı Sürdürülebilir Destinasyon ve Gökçeada Üzerine Bir Uygulama. Çanakkale: Çanakkale Onsekizmart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Geyik, S. (2011). Destinasyon Pazarlamasında İmajın Rolü: Turist Rehbeleri Üzerine Bir Araştırma, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Göker, G. (2011). Destinasyon Çekicilik Unsuru Olarak Gastronomi Turizmi (Balıkesir Örneği), Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Güner Cabael, T. (2011). Destinasyon Yönetim Organizasyonu Üzerine Bir Model Önerisi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Muğla: Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

İpar, M. S. (2011). Turizmde Destinasyon Markalaşması ve İstanbul Üzerine Bir Uygulama, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Keskin, E. (2012). Tanıtım Faaliyetlerinin Destinasyon Seçimine Olan Etkisi: Kapadokya Bölgesini Ziyaret Eden Japon Turistlere Yönelik Bir Araştırma, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Özoğul , O. (2011). Seyahat Aracılarının Destinasyon Seçimi ve Destinasyon İmajı Üzerindeki Etkileri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul : İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Şimşek, E. (2012). Politik İstikrarsızlıkların Turistlerin Destinasyon Seçimine Etkisi Üzerine Bir Araştırma, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Tozlu, E. (2012). Turizm Destinasyonlarında Engellilere Yönelik Ürünlerin Belirlenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Çanakkale: Çanakkale Onsekizmart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Uca Özer, S. (2010). Şehir Turizmi ve Kültür: Yabancı Turistlerin Kültürel Bir Destinasyon Olarak İstanbul'u Değerlendirmeleri Üzerine Bir Araştırma, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

 

 

Facebook Yorum

Yorumlar(0)

Henüz Yorum Yapılmamış.İlk Yorumu Siz Yapın

Yorum Yap

  • Ad-Soyad:
  • E-Posta:
  • Yorumunuz: