Site İçi Arama

Blog Arşivi

En Çok Okunanlar

Etiketler

Akademik 0 Yorum 7,673 Görüntülenme 2014-11-29

Destinasyon Kavramı İle İlgili Türkiye’de Yapılmış Tezler Üzerine Bir İnceleme-1

                                                                                         Arş. Gör. Mustafa KIRCA                                   

GİRİŞ                                          

Destinasyon konusu ile ilgili yazılmış birçok tez bulunmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Tez Tarama sistemine bakıldığında 2000 yılından 2013 yılına kadar destinasyon konusu ile ilgili 52 tane yüksek lisans ve doktora tezinin yazılmış olduğu görülmektedir. Bu tezlerin 36 tanesi ulaşıma açıktır.

Bu çalışmada 2000-2010 (2010 hariç) yılları arasındaki tezler üzerinde bir inceleme yapılmıştır.  Bu yıllar arasında yazılmış ilk tez 2003 yılında hazırlanmıştır. Bu yıllar arasında konuyla ilgili 14 tane tez yazılmıştır. 2010-2013 yılları arasında ise 22 adet tez bulunmaktadır.

Tezleri genel olarak incelediğimizde, belirtilen yıllar arasında yazılmış tezlerin genellikle destinasyon pazarlaması ile ilgili olduğu görülmektedir.  Her ne kadar yapılan tezler daha çok destinasyon pazarlaması konusu altında olsa da yapılan çalışmaların destinasyon yönetimi ve destinasyon geliştirmeye yönelik sonuçlarının ve önerilerinin olduğu görülmektedir.   Bu çalışmada tezler destinasyon pazarlaması ve destinasyon yönetimi konuları altında incelenmeye çalışılmıştır.

Destinasyon Pazarlaması İle İlgili Yapılan Çalışmalar

Destinasyon pazarlaması alanında yapılan çalışmaların çoğu genellikle destinasyon imajı üzerine yapılmış çalışmalardan oluşmaktadır. Çünkü destinasyon imajı genellikle tezlerde, bir destinasyonun başarısı için önemli bir faktör olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında ilk yıllarda yapılan tezlerin çoğu, belirli bir yerin destinasyon olabilme potansiyeli üzerine yapılmış çalışmalar mevcuttur. Ayrıca bu şehirlerin nasıl bir destinasyon markası olabileceğine dair çalışmalar mevcuttur.

Bu konu ile ilgili yapılmış ilk çalışma Atay (2003) tarafından yapılmıştır. Atay, (2003) turistik destinasyon pazarlaması üzerine bir alan araştırması yapmıştır. Yazar çalışmada, Türkiye’de destinasyon pazarlanmasının geliştirme ve uygulanma durumunun saptanması, bu saptamadan hareketle etkin ve uygulanabilir destinasyon pazarlanmasının geliştirilmesine ilişkin çözüm yollarının irdelenmesi ve önerilerin ortaya konmasını amaçlamıştır.

 Atay’ın tezi 3 ana bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde Dünya’da ve Türkiye’de turizm ve seyahatin gelişimini anlattıktan sonra, turizm sektöründe pazarlama konusunu incelemiştir. Daha sonra turistik destinasyon kavramı açıklanmıştır. Yazar, tezin ikinci bölümde destinasyon pazarlaması kapsamında, destinasyonları gelişimini etkileyen çevresel faktörleri ve pazarlama ilişkisini incelemiştir. Bölümün devamında tüketici davranışları ve pazar bölümlendirme, destinasyonda etkin pazarlama karması oluşturma, destinayonda imaj geliştirme ve etkin yönetim konuları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü alan çalışmasının yapıldığı bölümdür. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nın pazarlanmasına yönelik bir araştırma yapılmıştır.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nın konumu, önemi ve turistik çekicikleri anlatıldıktan sonra, alan ile ilgili uygulama kısmına geçilmiştir. Araştırmada Çanakkale’de faaliyet gösteren turistik işletme belgeli tesisler ve Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nı ziyaret eden yabancı ziyaretçiler üzerine anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma iki anket grubundan oluşmakta ve her iki grup içinde anketler yüzyüze görüşme tekniği kullanılarak cevaplandırılmıştır. Anket sonuçlarına ait tanımlayıcı bilgiler verildikten sonra, amaca yönelik sorulmuş olan sorulardan elde edilmiş bulgular verilmiştir. Analizlerde sadece tanımsal istatistiksel tekniklerden frekans ve yüzde analizleri uygulanmıştır.

 Çalışmada toplam 24 işletme yöneticisinden 21 işletme yöneticisi ve 404 tane yabancı ziyaretçi anketlere cevap vermiştir. Çalışmaya ait bulguların sonucu iki başlık altında toplanmıştır;

a)      İşletmelere Yönelik Uygulamaya İlişkin Bulguların Sonucu

·         Gelibolu Milli Parkı’nın pazarlanması yetersizdir.

·         Bölgede destinasyonun daha etkin pazarlanması için yeni örgütlenmeye ihtiyaç vardır ve bu örgütlenme kapsamında destinasyon yönetimi de oluşturulmalıdır.

·         Turizm İl Müdürlükleri destinasyonda örgütlenmeye öncülük edebilir ancak yetersizdir.

·         Gelibolu Milli Parkı’na uygun bir imajın geliştirimesi yararlı olacaktır.

·         Merkesi yönetmininde desteğini alarak yerel ağırlıkta, tanıtım odaklı bir pazarlama faaliyetine ihtiyaç vardır.

·         Gelibolu Uzun Devreli Gelişim Planı’nın hızlandırımlası ile destinasyona olan turist trafiği ve turistik harcama miktarı artırılabilir.

·         Gelibolu Milli Parkı içersindeki yol, dinlenme, yeme-içme ve anı-hatıra satış yerlerinin geliştirilerek ziyaretçilerin Milli Parkta kalış süreleri artırılabilir.

b)     Yabancı Ziyaretçilere İlişkin Bulguların Sonucu

·         Bölgeye gelen ziyaretçilerin hem eğitim seviyesi yüksek hem de gelir durumu orta ve ortanın üzeri seviyesindedir.

·         Seyahat acentalarının hala öncelikli bilgi kaynağı olarak görüldüğü dikkate alındığından destinasyon yönetiminin ziyaretçilerin geldiği pazarlardaki seyahat acentaları ile iyi ilişkiler kurması olumlu katkılar yapacaktır.

·         Seyahat acentalarına kolay ulaşabilecekleri bir iletişim kanalı ve cazip komisyon oranları sunulabilir.

·         Hedef pazarlardaki turizm ve seyahat fuarlarının çok dikkatle takip edilmesi ve gerekli etkinliklerin düzenlenmesi gerekmektedir.

·         Ziyaretçilerin bölgede kalış süresini artırmak oldukça zordur. Ancak, yapılacak düzenlemelerle harcama miktarının artırılması sağlanabilir.

·         Ziyaretçilerin geldikleri ülke dikkate alınmalıdır.

·         Seyahat acentaları uzmanlık alanlarına göre özel programlar sunabilirler. Bölgede dalış ve yürüyüş yapacaklara ilginç parkurlar sunulması gibi.

Bu sonuçlardan hareketle yazar, ülkemizdeki turistik destinasyonların pazarlanması ciddi sorunların olduğunu belirlemiştir. Bu sorunların çözümünde, öncelikle var olan örgütlerin etkinleştirilmesini ve eğer gerekiyorsa yeni bir örgütlenmeye gidilmesini önermiştir. Bu kapsamda, söz konusu örgütlenmelerle pazarlama faaliyetlerine ağırlık verilmesi ve özellikle tanıtım faaliyetleri başta olmak üzere, yüksek maliyetlerin karşılanması için iyi işleyen bir pazarlama fonunun oluşturulmasını önermiştir.

Bilim (2004) tarafından yapılan bir diğer çalışmada, popüler turistik destinasyonlarda turistlerin Türk polisi ve hizmetlerini nasıl algıladıklarını ortaya çıkarmayı amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Antalya’ya Avrupa’dan gelen turistler üzerine bir çalışma yürütülmüştür.  Bu  konu ile ilgili alan yazınını verdikten sonra yazar; bir destinasyonun turistik algılanmasında, imajın, sosyal yapının, geçmiş tecrübelerin ve güvenliğin çok önemli olduğunu vurguladıktan sonra, bu faktörler üzerinde ki algılamalarda polislerin önemini ortaya koymuştur. 

Yazar, konu ile ilgili iki çeşit veri toplama yöntemi kullanarak verilerini elde etmiştir. Veriler ile yapılan analiz sonuçlarına göre;  güvenlik önlemlerin alınmasında birincil rol oynayan polisin, turistlerin algılamalarında birçok yönüyle etkili bir yapıyı ifade ettiği araştırma bulgularında ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda Avrupa’lı turistlerin genel olarak Türk polisine yönelik olumlu bir imaja sahip oldukları belirlenmiştir. Daha sonra yazar Türk polislerin daha da iyi algılanabilmesi için belli başlı önerilerde bulunmuştur.

Doğanlı (2006)  yaptığı tezin asıl amacını, Türkiye turizminin markalaşma sürecinde ulaştığı noktayı belirlemek olduğu şeklinde belirtmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, Antalya destinasyonu uygulama bölgesi olarak seçilmiş ve 520 turist üzerinde yapılan anket çalışması yoluyla bu bölgenin marka güçü ölçülmeye çalışılmıştır.

Çalışmada bu amaç doğrultusunda, ilk olarak turizm kavramı açıklanmış, ardındanda marka kavramı ve markalaşmanın gereklilikleri belirtilmiştir. Daha sonra turizmde markalaşmak için yapılması gerekenler belirlenmiştir.

Çalışma sonuçlarına göre Antalya’yı ziyaret edenlerin, %98.5’i, Antalya’nın marka oldugu fikrine katılmamakta, %93.7’si Antalya’nın alt yapı ve %67.5’i de, üst yapı problemi oldugu fikrine katılmakta, %81.9’u, herhangi bir fiyat esitligi halinde, Paris vb. destinasyonları tercih edeceklerden olusmaktadır.

Anket çalışmasının sonuçlarına göre, Antalya destinasyonunun marka değerinin oldukça düşük oldugu gerçeğine ulaşılmıştır. Bundan dolayı, turizmde markalaşma çalışmalarının, markanın görünen yüzünden çok (ki onlarında belirlenmesi zaten gerekmektedir), görünmeyen degerlerine yatırım yapılarak gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Son olarak yazar Antalya’nın nasıl bir marka olarak algılanabileceğine dair öneriler sunarak çalışmayı tamamlamıştır.

Gökçe (2006) ise Giresun ilininin, SWOT analizi yardımı ile  turizm potansiyelini belirlemeye çalışmıştır. Yaptığı çalışamada yazar ilk önce SWOT analizi ile ilgili tanımları yapmıştır. Daha sonra Giresun ili’nin özelliklerini ve ile ait turistik çekicilik kaynaklarını incelemiştir. Swot analizi sonuçlarını aşağıdaki şekil yardımı ile açıklamaya çalışmışlar ve bu doğrultuda çalışma sonucunda önerilerde bulunulmuştur.

Yüksek (2007) tarafından yazılan doktora tezinde, gelecek yıllarda seyahat eğilimlerin başında “yeni ve farklı destinasyonların kazanacağı önem” geldiği belirtilmiştir. Bununla beraber tüketicilerin talep ve davranışlarındaki farklılaşma da devam edeceği belirtilmiştir. Bundan dolayı farklı çekicilik unsuru olarak değerlendirilebilecek olan yüzen adaların, bir turist destinasyonu modeli olarak sahip olması gereken özellikler ve pazarlanmasına yönelik öngörülerde bulunmak ve yeni bir ürün olarak yüzen adalara yönelik potansiyel talebi, pazar özelliklerini ve tüketici beklentilerini belirlemeye yönelik  araştırma yapılmıştır.

Tezin birinci bölümünde yüzen yapı kavramı ve türleri ile turizm odaklı yüzen adalar kavramları incelenmiştir. İkinci bölümde ise yüzen adaların turist destinasyonları olarak pazarlanması konusunu ele alınmıştır. Üçüncü bölüm ise tezin uygulama kısmıdır. Yazar bu kısımda araştımanın önemi olarak; turizm odaklı yüzen adalara yönelik alanyazında çalışma bulunmadığını belirtmiştir. Çalışmada keşifsel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmada ilk olarak pilot çalışma yapıldıktan sonra; ana uygulama İzmir Alsancak Limanı’na gelen 3055 yolcusu bulunan Costa Concordia gemisinin ve Aydın Kuşadası Limanı’na gelen 1777 yolcusu bulunan Aurora gemisinin yolcularına yapılmıştır.  Toplam 489 anket analize tabi olmuştur. Çalışma sonuçları ise şu şekilde sıralanmıştır;

·         Anket sonucu ortaya çıkan profile göre, tüketicilerin ortalama 41-60 yaş arasında, evli ve ortalama 60.000$ -100.000 $ arası yıllık gelire sahip kişiler oldukları belirlenmiştir. Bu profil 2006 yılı kruvaziyer endüstrisinin pazar profilinde yer alan zengin pazar ve çok zengin pazar sınıfına girmektedir. Eğer yeni bir ürün olarak yüzen bir ada insa edilirse, kruvaziyer yolcu pazarının “zengin ve çok zengin pazar” sınıfına giren bu yolcular hedef kitle olarak seçilebilir.

·         Tüketicilerin %86,9’u yüzen adalar inşa edilirse üzerinde bulunmak istemektedir.

·         Tüketiciler yüzen adaları geleceğin destinasyonları olarak görmektedirler.

·         Tüketiciler böyle bir destinasyonda bulunmak için de kruvaziyer gemilere ödediklerinden daha fazlasını ödemeye hazır olduklarını ifade etmişlerdir.

·         Yüzen adaların, yeni ve ilginç bir yapı olacak olması ve tüketicilerin gelecekte moda olabileceğine yönelik düşünceleri nedeniyle talep edildiği belirlenmiştir.

·         Yüzen adaların yeni model olarak geliştirildiği ve bu yapılara yönelik pazarın araştırıldığı bu çalışmada, gelecekte bu yapılara talep oluşabileceği görülmüştür.

·         Yüksek gelir seviyesine sahip kruvaziyer gemi yolcuları, yüzen adaların potansiyel tüketicileri olabileceklerdir. Bu tüketicilere yönelik inşa edilecek yüzen adalar geleceğin yeni yasam alanları ve turist destinasyonları olarak pazarlanabileceklerdir.

Özdemir (2007) tarafından hazırlanmış olan tezde, bir destinasyonun başarısının birçok faktöre bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu amaç doğrultusunda yazar tezin birinci bölümünde destinasyon tanımı, türleri ve özelliklerini, destinayon kaynaklarını ve özelliklerini, son olarakta destinasyon yönetimi  konusunu işlemiştir. İkinci bölümde tezin ana konusu olan destinasyon pazarlama temelleri konusunu ele almıştır. Yazar destinasyon pazarlaması konusunu; destinasyon bölge dışı pazarlaması, destinasyon bölge içi pazarlaması, destinasyon pazarlama stratejileri, destinasyon pazarlama unsurları, destinasyon iletişimi ve destinasyon seçimi karar verme süreci, temel destinasyon reklam araçları ve medya başlıkları altında incelemiştir.

Çalışmanın üçüncü bölümü alan araştırması kısmından oluşmaktadır. Çalışmanın araştırma konusu ise bir destinasyon olarak İzmir’in yönetimi ve pazarlanması üzerine bir araştırma şeklinde belirtilmiştir.  Çalışmada daha önceden yapılmış imaj ile ilgili yapılmış araştırmaları referans göstererek, imajın memnuniyet ve algılanan kalite üzerindeki olumlu etkilerini gösteren birçok çalışmanın olduğunu belirtmiş fakat söz konusu degişkenlerin destinasyon imajı üzerindeki etkileri ile ilgili çalısmalar pek bulunmadığını belirtmiştir. Bu amaç doğrultusunda yazar, çalışmasının imajını; marka oluşum sürecinin ilk aşaması olan turist imajını , diğer bir deyişle turistlerin algılarını belirlemek olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda İzmir için gerçekleştirilecek doğru ve isabetli bir marka oluşum programına ışık tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

Yazar araştırmanın yönetmini şu şekilde belirtmiştir:

“Alan araştırması bir ay boyunca İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde yabancı iş ve tatil amacıyla seyahat eden turistlere yönelik uygulanmıştır. Araştırma esas olarak İzmir Bölgesi’nde tatil ve iş amaçlı gelen yabancı turistlerin turistik çekim merkezini bir bütün olarak nasıl algıladıklarını ve söz konusu algıların hangi unsurların etkisi altında olduğunu ortaya koymaya çalısmaktadır. Bu çalısmada turistlerin ziyaret sonrası sahip oldukları algılar ölçülmektedir. Turistlerin algılarının, bir destinasyonla ilgili sahip olunan imajın bir sonucu olması dolayısıyla bir destinasyon imaj modeli önerilmiş ve bu modelin elde edilen veriler aracılıgı ile doğruluk derecesi ölçümlenmiştir. Anketler turistler tarafından gönüllü olarak ve kendileri tarafından doldurulmustur. Söz konusu anket aracılığı ile toplanan veriler yapısal eşitlik modelellemesi (YEM) çerçevesinde analiz edilmistir.” Yapılan anket çalışması 396 kişiye uygulanmıştır.

Araştırma ölçeği, Florida State Üniversitesi doktora öğrencisi Derrick Donovan Deslandes’in “Destinasyonların Tüketici Algılarını Belirleme: Destinasyon Markalaşma Sürecinde İlk Adım” başlıklı tezinde kullandığı, geçerlilik ve güvenirlik dereceleri kanıtlanmış araştırma anketinden alınmıştır.

Çalışmada yazar destinasyon algılarına yönelik bir model önermiş ve modeli aşağıdaki şekil yardımı ile açıklamaya çalışmıştır.

Yapısal eşitlik modelinde algılanan fiyat, algılanan değer, algılanan kalite ve memnuniyet ile destinasyon imajı arasındaki ilişki analize tabii tutulmuştur. Bu doğrultuda algılanan kalite ve algılanan fiyatın algılanan değeri belirlediği ve algılanan değerin memnuniyeti, memnuniyetin de destinasyon imajını belirlediği savunulmaktadır. Araştırma sonuçları kurulan çeşitli model arasından, algılanan kalitenin destinasyon imajını hem doğrudan hem algılanan değer ve memnuniyet üzerinden dolaylı olarak etkilediği modelin daha çok desteklendiğini göstermiştir.

Yazar alan araştırması ile ilgili çalışmanın sonuçlarını şu şekilde açıklamıştır;

“Bu çalışmada elde edilen verilerin ışığında İzmir destinasyonunun markalaşma süreci içine girerek yoğun pazarlama faaliyetleri yürütmesinin önemi anlaşılmaktadır. Destinasyonların rekabetçi uluslararası pazarda öne çıkabilmek ve turizm talebini canlandırmak için markalaşmaları gerekmektedir. Marka oluşum süreci dikkate alındığında gerçekçi bir vizyon doğrultusunda İzmir destinasyonunun yeni ve güçlü bir imaj ile markalaşması, İzmir’i yeniden konumlayacak etkili bir araçtır. Bu yönde ağırlıklı olarak pazarlama faaliyetlerini yönlendirecek bir destinasyon yönetim örgütünün kurulması, faaliyetlerin etkinliği açısından bir gereklilik olarak karsımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte araştırma bulguları turist memnuniyetinin destinasyon imajı üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir. Bu nedenle İzmir’in imajının yükseltilmesi turistlerin seyahat tecrübeleri sonucunda destinasyondan elde ettiği memnuniyetin arttırılması ile mümkün olmaktadır. Bu durumda İzmir’in destinasyon yöneticilerinin turist memnuniyetini yükseltmek ve destinasyon kalitesini bir bütün olarak arttırmak amaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmeleri önemlidir. Bu doğrultuda bir destinasyon yönetim örgütüne destinasyon çıkar ortaklarını bilgilendirmek, eğitmek ve onlara pazarlama faaliyetleri kapsamında yol gösterici olmak açısından büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Destinasyon yönetim örgütü bir yandan destinasyonun yönetimini iyileştirmek yönünde çalışmalar yürütürken, DYÖ’nün diğer yandan İzmir’in bir marka kapsamında pazarlanması konusunda çalışmalar yürütebilecek bilgiye, donanıma ve finansal kaynağa sahip olması gerekmektedir.”

Benzer bir çalışmada Yavuz (2007) tarafından yapılmalıdır.  Bu çalısma kavramsal olarak pazarlama, ürün, marka, marka imajı, marka kimliği, turizm, destinasyon, destinasyon pazarlaması, destinasyon markalaması, uluslararası destinasyon, destinasyon marka kimliği konularını kapsamaktadır. Çalısmanın kuramsal kısmında pazarlamaya iliskin temel kavramlar olan ürün ve marka, turizmin makro ve mikro düzeyde ekonomik ve sosyal gelismeye katkıları, pazarlamanın turizm açısından önemi, pazarlamaya

konu temel turistik ürün olarak destinasyonlar ve destinasyonların tanıtımı ile rekabet gücünün artırılmasında büyük öneme sahip, marka çalısmaları gibi konular ele alınmıştır. Bu çalışma, markanın iki temel bileşeninden biri olan marka kimliğinin geliştirilmesi konusunu ele almaktadır. Destinasyon markalaması konusunun üzerine yapılandırıldığı, marka imajının oluşması sürecini de açıklayan kavramsal iletişim modeli aşağıda gösterilmiştir. 

Bu modele göre destinasyon markası, oluşturulacak bir marka konseptinin planlı yönetimi sonucunda şekillenir. Marka konsepti, kısaca, bir marka için bir anlam olusturulması ve hedef pazarlarla, bu anlam çerçevesinde iletisiminin saglanmasıdır. Marka konsepti, hedef tüketici kitlesinin gereksinmelerine seslenen kimlik 26 unsurlarının bir araya getirilmesi ve bütünleşik pazarlama iletişimi kanallarıyla şekillendirilmesi ile sağlanır. Bu çalısmanın coğrafi kapsamı içerisinde Adana Kenti bulunmaktadır. Adana Kenti, turistik nitelikleri ve onu diğer destinasyonlardan farklılaştıran temel kimlik degişkenleri bakımından incelenmiştir. Çalısmada ele alınan bu temel deger ve nitelikler, marka kimliginin planlanarak sekillendirilmesi ve Adana Markası’nın geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Araştırmanın yöntemi şu şekilde açıklanmıştır;

“Adana kentinin, uluslararası bir destinasyon markası olabilmesi için sahip olması veya öne çıkarması, geliştirmesi gereken özelliklerin tespit edilmesi amacına yönelik olan bu çalısma için, “nicel (quantitative)” veri araştırma yöntemlerinin tek basına kullanımı yeterli görülmemiştir. Bu nedenle, gerekli verilerin ilgili kaynaklardan toplanmasında, “nitel (qualitative)” bir veri araştırma yöntemi olan “Delfi Yöntemi”nin kullanımı tercih edilmiştir. Delfi Yöntemi kullanılarak elde edilen veriler, nicel veri analizleri yapılmasına da olanak tanımaktadır. Nicel verilerin analizlerinde, analizlere uygun istatistik paket programları kullanılmıştır.”

Çalışmanın modeli şu şekilde gösterilmiştir;

Çalışmanın sonucunda araştırmayı özetleyen bir tablo oluşturulmuştur. Bu tabloda ki A sütunu faktörleri göstermektedir. B sütunu ise analizde kullanılan temel değişkenleri gösterirken, C sütunu ise değişkenlerin analize tabi tutulması ile oluşan faktörleri göstermektedir.

Çalışmada ulaşılan temel sonuç şu şekilde belirtilmiştir;

Sonuç olarak, bu çalışma ile “Adana Markası” için en çok öne çıkan ve Adana marka kimliğinin ana teması olabilecek vasfa sahip dört marka kimliği bileşeni/marka teması tespitinde bulunulabilir. Bu marka kimliği bileşenleri/marka temaları “Planlı Kent”, “Sağlık Kenti” ve “Modern Tarım Kenti” ve “Sosyokültürel Merkez-Eğlence Kenti” şeklinde sıralanabilir. Bu temaların hepsi de birbiri ile bağlantılıdır. Planlı olmayan bir sağlık ya da eğlence-turizm kenti olamayacağı gibi, eğlence-rekreatif hizmet desteği zayıf olan bir sağlık kenti ya da sosyokültürel merkez de düşünülemez. Yukarıdaki üç ana marka temasını zenginleştirmede spor, AR-GE, seracılık, Akdeniz kıyıları ve enerji temalarının kullanımının da faydalı sonuçlar doğuracağı gözden uzak tutulmamalıdır.

Yaraşlı, (2007) Özdemir (2007) ve Yavuz ‘un (2007) tezleri gibi destinasyon imajı ile ilgili bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Yazar tezinin amacını, “destinasyon, imaj ve destinasyon imajı kavramlarını tanımlayarak bu kavramlarla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar ışığında bir bütünlük sağlamak ve turizm pazarlamasında çok önemli olan destinasyonların, pazarlanabilmesi için öncelikle sahip oldukları imajın ölçülmesinin ve daha sonra bu imaj paralelinde bir pazarlama stratejisi belirlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yazar, iki bölümde oluşan çalışmasının ilk bölümünde destinasyon imajı kavramını açıklamaya çalışmıştır. Çeşitli destinasyon modellerine de çalışmasında yer vermiştir. Çalışmanın ikinci bölümü uygulama kısmından oluşmaktadır. Uygulama kısmında yazar, Trabzon’un bir destinasyon olarak imajını değerlendirmek üzere bir alan araştırması yapmıştır.

Yazar, alan araştırmasının amacını şu şekilde belirtmiştir; “Trabzon kentine ait bilişsel, duygusal ve genel destinasyon imajlarının ölçülmesi ve bu imaj yapılarının Baloglu ve McCleary (1999) modeli ile eşleşip eşleşmediğinin tespit edilmesidir.” Modeli aşağıdaki şekil yardımı ile açıklamaya çalışmıştır.

Çalışma sonuçları ise şu şekilde sıralanmıştır;

“Sonuç olarak; Trabzon kentinin bir turizm destinasyonu olarak zihinlerde oluşturduğu imaj, bugüne kadar çeşitli kurumların oluşturmaya çalıştıkları imaja uygun bir yapıda görülmektedir. Tanıtım broşürlerinde Sümela Manastırı’nı ön plana çıkaran Kültür ve Turizm Bakanlığı ile düzenledikleri turlar sayesinde kentin yaylalarını ön plana çıkaran seyahat acentaları başarılı bir imaj oluşturma süreci meydana getirmişlerdir. Fakat eksik kalan yön ise, kentin sadece birkaç tarihi yapı ile birkaç yayladan ibaret olmadığı gerçeğinin vurgulanamamış olmasıdır. Ekolojik çeşitlilik açısından ülkemizin ender yörelerinden olan, farklı bir yöresel kültür ve kozmopolit bir nüfus yapısına sahip olan ve Karadeniz’i turizmde hiç kullanamayan Trabzon kentinin var olan imajına ekleyebileceği daha birçok unsur mevcuttur. Böyle önemli bir kentin imajı ne yazık ki güncel siyasi olaylardan da son derece etkilenmektedir. Son zamanlarda adını siyasi ve gerici birtakım cinayetlerle duyuran Trabzon kentinin, öncelikle bozulan mevcut imajının düzeltilmesi ve daha sonra da turizm çeşitliliği sağlayarak bugünkü durumundan çok daha fazla yerli yabancı turist ağırlayabilecek bir konuma ulaşması gerekmektedir.”

Kılıç (2007) tarafından yapılan yüksek lisans tezinde de Özdemir, Yavuz ve Yaraşlı’nın (2007) tezlerine benzer amaç ile hazırlanmıştır. Çalışmanın İlk bölümde pazarlama kavramının tarihsel gelişimi ile hizmet pazarlaması ve turizm pazarlaması açıklanarak turizm, destinasyon ve marka kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde turistik destinasyonların geliştirilmesi ve destinasyon markası oluşturulması yönündeki marka stratejileri anlatılmıştır. Bununla birlikte destinasyon pazarlamasında en önemli rol sahibi olan “Destination Management Organizations DMO’s” (Destinasyon Yönetim Birimleri) kavramı açıklanarak bu yönetim modelinin marka oluşturulması ve marka yönetimi konusundaki üstünlüklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise marka oluşturma stratejilerinden “Marka Stratejisi Doktrini” modeli, Kütahya Destinasyonu üzerinde uygulanarak Kültür ve Turizm Bakanlıgı’nın 24-29 Mayıs 2006 tarihinde “Kütahya Tanıtım ve İndirim Günleri” adı altında organize ettiği tanıtım faaliyetleri vaka analizi perspektifinde ele alınmıstır. Sonuç olarak ise Kütahya’nın bir markanın sahip olması gereken birçok faktöre sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Duran, (2008) destinasyon tanıtımında resmi web sitelerinin yerini inceleyen bir tez hazırlamış ve bu amaç doğrultusunda Türkiye’ye rakip olan destinasyonların web sitelerini değerlendirmiştir. Araştırma Kuşasası örnek alan seçilerek iki aşamada yürütülmüş ve anket yöntemi kullanılarak tamamlanmıştır. İlk aşama İngiliz turistleri içermekte iken çalışmanın ikinici kısmı diğer milletleri örnek alarak yapılmıştır. Araştıramda 400 anket toplanmış ve t testi ile ANOVA tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Yazar çalışmasının sonucunda destinasyon resmi web sitelerinin interaktif özelliklerinin taşımasının gerekliliğini vurgulamıştır.  Bunların dışında, site kullanıcıların memnuniyetlerini artırabilmek amacıyla, destinasyon yöneticilerine önerilerde bulunmuştur. Çalışmanın bir diğer önemli sonucu ise İspanya ve Yunanistan tanıtım sitelerinin rakiğlerine göre daha etkili olduğu sonuçudur.

Pekyaman’da (2008) destinasyon imajının, turistik satın alma davranışı üzerindeki rolünü araştıran bir tez yazmıştır. Araştırmanın uygulama alanı olarak, Afyonkarahisar ilin’deki 5 yıldızlı termal otel işletmeleri seçilmiştir. Turistik satın alma sürecinin birçok faktörden etkilendiğini belirten yazar; bu süreci etkileyen faktörleden birinin de destinasyon imajı ve destinasyon markası olduğunu belirtmiştir. Destinasyon imajını, turistelerin tatil yeri seçiminde destinasyonla ilgili algılamalarını etkileyen faktör olarak tanımlayan yazar, destinasyon markasını ise turistler için güven ve kalite göstergesi olduğunu belirtmiştir.

Yazar bu konular ile ilgili açıklamaları birinci ve ikinci bölümde verdikten sonra, üçüncü bölümde uygulama kısmına geçmiştir. Uygulama kısmı sonuçlarına göre destinasyon imajının Afyonkarahisar’a gelen turistler üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Şehirin daha iyi tanıtılması sağlanarak, özellikle termal turizm alanında bir marka şehire dönüştürülmesinin önemli belirtilerek, bunun için nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Çalışmanın sonuçları arasında bir diğer vurguda, destinasyon yönetimi açısından, destinasyon paydaşlarının hep birlikte ortak bir amaca hizmet etmeleri gerekliliği vurgulanmıştır.

Onbaş, (2009) turizmde destinasyon performansı konusunu üzerinde bir çalışma yapmıştır. Destinasyon performansının, coğrafi konum, ekonomik büyüme, iklim, ulaşım, vize ve göçmenlik politikaları gibi birçok faktöre  bağlı olduğunu belirtmiştir. Çalışmasında yazar, mikro, makro, içsel ve dışsal değişkenlere dayalı olarak Antalya Destinasyon’unun rakip destinasyonlar ile karşılaştırılması ve yapısal bir değerlendirmeyi amaçlamıştır.

Çalışmanın ilk kısmında turizm kavramı ve turizmin ekonomik yapısı üzerinde durulmuş, ikinci bölümde Türkiye ve Antalya’nın sahip olduğu arz yapısı, Türkiye, Mısır ve İspanya’da gerçekleşmiş olan turizm talepleri incelenmiştir. Üçünçü bölümde ise GIATA’nın Almanya’daki operatörler ve seyahat acentelerinin derlemiş olduğu, otellerin web sayfalarında görütülenme hitleri ve ayrıca 2 büyük tur operatörünün Antalya, Mayorca, Hurghada ve Girit’teki otel fiyatları üzerinde çalışılmıştır.

Türkiye rakiplerine göre avantajlara sahiptir, bunların başında hem tur operatorü olarak hem de tatilci-tüketicilerin önem verdiği hizmet-kalite dengesi, yeni tesislere sahip olmak, geniş bir alana yayılmış olmak, “her sey dâhil” sistemi ve euro bölgesi dışında olmak gelmektedir.

Çelik, (2009) destinasyon pazarlama unsuru olarak etkinlik turizminin etkileri konusu üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Araştırmanın temel amacını yazar, etkinliklerin destinasyon üzerinde meydana getirdiği etkilerden sosyo-ekonomik ve destinasyon pazarlamasına yönelik etkileri ortaya koymak olduğunu belirtmiştir. Uygulama alanı olarak etkinliklerin en yoğun düzenlendiği yer olan İstanbul ili belirlenmiş ve İstanbul ilinde bulunan ve etkinlik düzenleyen fuar organizatörlerine ve seyahat acentalarına yönelik araştırma yapılmıştır. Araştırmada anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada 316 A grubu seyahat acentesi ve 74 fuar organizatörü çalışanına ulaşılmıştır. Bu araştırmada, katılımcıların etkinliklerin sosyo-ekonomik ve destinasyon pazarlaması etkilerini belirlemek üzere faktör analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, frekans analizi, t-testi ve ANOVA testi kullanılarak SPSS 15.0 programı yardımı ile değerlendirilmiştir.

Araştırmaya ait sonuçlar ise şunlardır;

Araştırmada sosyo-ekonomik etkiler ve destinasyon pazarlaması etkilerine yönelik bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda sosyo-ekonomik etkiler; topluluk bağdaşımı, ekonomik yarar, sosyal yarar ve sosyal maliyet faktörleri olarak isimlendirilmiştir. Analizler sonucunda; İstanbul’daki etkinliklerin şehir projelerine katkı sağlamadığı, etkinliklerin İstanbul destinasyonunda eğitici olduğu ve farkındalık yarattığı, etkinlikleri suç oranını artırdığı ve yerel halk ile turistlerin karşılaşmasında İstanbul’da fuar organizatörü ve seyahat acentesi çalışanlarının Doxey’in öfke indeksi modeline göre kaygı ve karşıtlık safhasında bulundukları sonuçları elde edilmiştir. Destinasyon pazarlamasına yönelik algılarda, etkinliklerin destinasyon pazarlamasında bir unsur olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda etkinlik turizmi destinasyon pazarlamasında kullanılabilecek bir pazarlama unsuru olduğu ve destinasyon markasını, imajını ve tanınırlığını pekiştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Destinasyon Yönetimi İle İlgili Yapılan Çalışmalar

Ekin (2004), Antalya ölçeğinde turizm paydaşları perspektefinden turizm gelişimi ve destinasyon rekabetçiliği konusunu incelemiştir. Çalışmanın konusu doğa ve kültür temelli ve insan yapımı turizm çekicilikleri ve ürünlerinin bulunduğu Antalya’daki turizm destinasyonları ve toplumlarıdır. Yazarın Yoon’un (2002) yaptığı çalışmada da olduğu gibi temel ilkesi; “Destinasyon rekabetçiliği turizm çekicilikleri / kaynakları ile turizm paydaşları tarafından desteklenen destinasyon rekabetçiliği stratejileri arasındaki uygun eşleşmeler aracılığıyla geliştirilebilir”.

Bu kapsamda Ekin (2004), 3 bölümden oluşan tezinin birinci bölümünde rekabetçilik konusundaki alan yazın taramasını, ikinci bölümde destinasyon rekabetçiliği ile ilgili kavramları incelemiş ve üçüncü bölümde ise turizm paydaşları perspektefinden Antalya’nın turizm gelişmini ve destinasyon rekabetçiliğini belirlemeye yönelik bir uygulama yapmıştır. Çalışamanın temel amacı ise destinasyonun rekabetçiliği konusundaki algıları belirlemek için Antalya’daki turizm paydaşlarının görüşlerine başvurmak olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, algılanan “turizm etkileri”, çevresel konulara ilişkin tutumlar, mekana bağlılık, destinasyon çekicilikleri ve kaynakları konusunda gelişme tercihleri, destinasyon rekabetçiliği için büyüme stratejilerine verilen destek gibi başlıklar altında paydaşların düşünceleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmada rekabetçilik kavramının aslında ekonomi kuramından uyarlanmış olduğu ve şirketlere ve işletmelere uygulanmış olduğu belirtilmiştir. Porter (1980, s.128, 1990, s.73) tarafından öne sürülen model endüstrilerin birçok çeşidine göre yaygın olarak tartışılmıştır. Modelin asıl konusu şudur: “bir şirket, rekabet avantajı yaratmak için sürekli olarak ürünlerini ve süreçlerinin iyileştirerek rakipleriyle yarışmak için daha etkin yollar bulmak zorundadır”.  Yazar, turizm yazınında rekabetçilik “bir destinasyonun rakiplerine göre pazar konumunu koruyup geliştrirken katma değer ürünler yaratabilme ve bu ürünleri bütünleştire bilme yeteneği şeklinde tanımlamıştır. Bunun yanında rekabetçiliği, bir ülkenin katma değer yaratabilme ve bu nedenşe süreçleri, varlıkları, çekiciliği, erişilebilirliği yöneterek ve bu ilişkileri ekonomik ve toplumsal bir modelde bütünleştirerek ulusal gönenci arttırabilme yeteneği olarakta tanımlamıştır.

Araştırma , Antalya ve çevresinde etkinlikte bulunan ticaret odası, oteller, tatil köyleri, turizm ile ilgili fakülte ve yüksekokullar, seyahat acentaları, kültür ve turizm il müdürlüğünde üstü düzey çalışanlara 01.02.2004-30.04.2004 tarihleri arasında uygulanmıştır. Hazırlanan anket formları yoğun olarak yüzyüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Ayrıca, faks ve e-posta’dan da yararlanılmıştır. Toplam 187 turizm paydaşına ulaşılmıştır. Anket formunda Yoon (2002) tarafından geliştirilmiş geçerlilik ve güvenirlik geçirilmiş destinasyon rekabetçiliği ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada frekans dağılımları, ortalama değerler, standart sapma değerleri belirlenmiş, faktör analizi ve Anova analizi yapılmıştır.

Faktör analizi sonuçlarına göre toplam 5 faktör oluşturulmuştur. Bu faktörler; “turizm gelişiminin etkileri”, “çevresel tutum”, “mekana bağlılık”, “turizm çekiciliğinin gelişimi” ve “turizm destinasyon rekabetçiliği” olarak adlandırılmıştır. Belirlenen bu 5 faktör Anova analizine tabi tutulmuştur. Yapılan analizin bulguları şu şekilde sıralanmıştır;

·         Turizm paydaşlarına ilişkn demografik faktörlerden yaş, cinsiyet ve çalışma süresi ile turizmin gelişminin etkileri değişkeni arasında anlamlı ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Turizm gelişminin etkileri üzerinde aylık gelir, eğitim ve Antalya’da yaşanan süre kriterinin herhangi bir belirleyici etkisinin olmadığı saptanmıştır.

·         Çevresel tutum faktörü ile Antalya’da yaşanan süre ve çalışma süresi arasında anlamlı bir ilişki söz konusu iken, cinsiyet, eğitim, aylık gelir ve yaş arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

·         Turizm destinasyonu rekabetçiliği faktörü ile yaş, eğitim, çalışma süresi ve Antalya’da yaşanan süre arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Cinsiyet ve aylık gelir değişkeninin turizm destinasyon rekabetçiliği üzerinde herhangşi bir belirleyici etkisi bulunmamaktadır.

·         Turizm paydaşlarına ilişkin demografik özelliklerinden yaş, çalışma süresi ve Antalya’da yaşanan süre ile mekana bağlılık değişkeni arasında anlamlı ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet, eğitim ve aylık gelir ile arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır.

·         Turizm çekiciliğinin gelişimi faktörü ile yaş ve Antalya’da yaşanan süre arasında anlamlı bir ilişki bulunurken diğerleri için anlamlı bir sonuç bulunamamıştır.

Çalışma sonuçlarında yazar, Antalya’daki turizm paydaşlarının belli konulardaki tatmik düzeyleri incelenmesi durumunda elde edilen sonuçların, tatmin düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir.

Karar alma sürecine katılım ile kaynakların korunması ve kaynak yönetimi konusunda paydaşların duyduğu rahatsızlar belirlenerek görüşlerinin daha belirgin bir biçimde ortaya çıkarılmasının Antalya’nın bir destinasyon olarak gelişimine önemli katkılar sağlayabileceği belirtilmiştir.

Genel turizm tutumları ile ilgili sonuçlarda, turizm gelişmi Antalya paydaşları tarafından %100 desteklenmektedir. Çalışmanın yapıldığı tarihlerde paydaşlar, turizmin Antalya’da halen gelişmeye devam ettiğini belirtmişlerdir. Fakat, yapılan çalışmada görülmüştür ki paydaşların turizm çekiciliğini geliştirmek için yapılan çalışmalara katılımları çok düşük çıkmıştır.

Sonuç olarak yazar, Antalya paydaşlarının gözünde önemli kaynaklara ve kullanılması gereken potansiyele sahip bir destinasyon olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, devletin merkeziyetçi tutumu ve bürokrasinin engelleri nedeniyle paydaşlar planlama ve uygulama süreçlerine yeterince katılamadığı, paydaşların görüşleri de en azından danışma anlamında bu süreçlere dahil olmadığı belirtilmiştir. Devlet yetkilileri ile paydaşlar arasında kurulabilecek eşgüdümlü çalışma ortamları, ürün çeşitlendirmede ve atıl arz sorununun çözümünde önemli bir rol oynayabileceği belirtilmiştir.

SONUÇ

Destinasyon pazarlaması ve özellikle destinasyon imajı konularında yapılan çalışmaların sonucunda tutarlılık olduğu ve birbirlerini destekledikleri görülmüştür. Yapılan çalışmalarda, iyi bir destinasyon pazarlaması veya destinasyon tanıtımı, destinasyon yönetimi, destinasyon geliştirilmesi konusunda önemli sonuçlar bulunmaktadır. Her birinin en önemli ortak sonuçu, bütün paydaşların birlikte hareket etmelerinin gerekliliğidir. Bunun yanında varolan destinasyonlara sürekli turist çekebilmek için alternatif turizm çeşitlerinin de önemli olduğu sonuçları vurgulanmıştır.

Destinasyon geliştirmenin yapılan tezlerde birçok faktöre bağlı olduğu görülmüştür. Bu faktörleri özellikle iç faktöleri iyi yönetebilen, destinasyon yöneticileri destinasyonlarının geliştirmesinde başarılı olmuştur. İmaj konusunun çok fazla işlenmesinin yanında, bir destinasyonun marka olabilmesi, yani destinasyon yöneticilerinin, destinasyonlarını bir marka haline getirebilmesi önemli başarılardan biri olarak görülmektedir.

Yapılan bu çalışamanın ikinci kısmında 2010 sonrası tezler incelenecek olup, daha genel sonuçlar çıkarılmaya çalışılacak ve literatürün hangi noktaya geldiği daha iyi gözlemlenebilecektir.

 

KAYNAKÇA

 

Atay, L. (2003). Turistik Destinasyon Pazarlaması ve Bir Alan Uygulaması; Yayımlanmamış Doktora Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bilim, Y. (2004). Popüler Turistik Destinasyonlarda (Turizm Merkezlerinde) Polis ve Hizmetlerinin Avrupalı Turistler Tarafından Algılanması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Hatay: Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Çelik, A. (2009). Destinasyon Pazarlama Unsuru Olarak Etkinlik Turizmi ve Etkileri- İstanbul Örneği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Doğanlı , B. (2006). Turizmde Destinasyon Markalaşması ve Antalya Örneği, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Isparta: Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Duran, N. (2008). Desitnasyon Tanıtımında Resmi Web Siteleri: Türkiye'nin Rakip Destinasyonlarının Web Sitelerinin Değerlendirilmesine Yönelik Bir Araştırma, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Aydın: Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Ekin, Y. (2004). Turizm Paydaşları Perspektefinden Turizm Gelişimi ve Destinasyon Rekabetçiliği: Antalya Örneği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Antalya: Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Gökçe, F. (2006). Yerel Destinasyonlarda Turizm Potansiyelinin Belirlenmesinde Swot (Fütz) Analizi Tekniği: Giresun Örneği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Hatay: Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Kılıç, S. (2007). Destinasyon Pazarlamasında Marka Stratejileri ve Kütahya Örneği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Onbaş, İ. D. (2009). Turizmde Destinasyon Performansı ve Antalya İçin Bir Uygulama, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Antalya: Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Özdemir, G. (2007). Destinasyon Yönetimi ve Pazarlama Temelleri: İzmir İçin Bir Destinasyon Model Önerisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Pekyaman, A. (2008). Turistik Satın Alma Davranışında Destinasyon İmajının Rolü Afyonkarahisar Bölgesinde Bir Araştırma, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Afyonkarahisar: Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Yaraşlı, G. Y. (2007). Destinasyon İmaji Ve Trabzon Yöresine Dönük Bir Çalişma, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Yavuz, M. C. (2007). Uluslararası Destinasyon Markası Oluşturulmasında Kimlik Geliştirme Süreci: Adana Örneği, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Yüksek, G. (2007). Yüzen Adaların Bir Destinasyon Olarak Pazarlanması: Yüzen Adalara Olan Potansiyel Talebi ve Tüketici Beklentilerini Belirlemeye Yönelik Bir Alan Araştırması, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

 

 

 

Facebook Yorum

Yorumlar(0)

Henüz Yorum Yapılmamış.İlk Yorumu Siz Yapın

Yorum Yap

  • Ad-Soyad:
  • E-Posta:
  • Yorumunuz: